Home Akademik Diplomasi Konuşmaları
Diplomasi Konuşmaları

Diplomasi Konuşmaları

DİPLOMASİ KONUŞMALARI tıklayınız

Yeryüzünde insan ismiyle çağrışımda bulunulan varlık ki canlıların en şereflisidir, tarih boyunca sorular sormuş, hakikatin peşinden koşmuştur. Bu arayış bazen hengâmesinde kendini kaybetmiş beşerleri, tarihin sularında hızlıca akıtıp, arıtırken; bazen de bu hakikat arayışı başarılı olmuş, bir başak tanesi edasıyla olgunlaştıkça boynunu bükmüş, varlığını borçluğu olduğu sistemik bir sorgulayışa girişmiştir. ‘’Ben’’ idraki, bu varlığı; yeryüzünde tarih boyunca bir temsilci, hükümdar, figür eylemiştir. Öyle ki eski Türklerde Kut anlayışı, hükümdarlık alametinin yani kutun, göklerden geldiği inancı ile şekillenmiştir. Hükümdar meşruiyetini Göktanrı’dan alır. Yeryüzünü imar eder, inşa eder. Kavmine aş sağlar, gariplere sahip çıkar; açları doyurur. Diyar diyar gezer, oba oba yerleşir; çadır çadır büyür, binlerce yıllık bir kadim medeniyet oluşturur. Sonra medeniyet havzasına, beşeriyet alanına düşen ışık ile aydınlanır; atasından aldığını, göklerden gelen ile sentezler; dünya sahnesinde yeni bir mesajla, güçlü bir şekilde tekrar yerini alır. Nehirler, dağlar, obalar devletinin sınırlarını tanımlar hala gelmiştir. Oluşturduğu o medeniyet, adalet ekseni üzerinde bir yönetim teşkil etmiş, tebaasına şefkat ve merhamet; düşmanlarına korku salan bir hal almıştır. O birliktelik ki milletleri, dinleri, farklılıkları öyle bir ahenkle yüzyıllar boyu bir arada tutmuş, bir bütün haline getirmiştir ki; modern dünyanın ahalisi, o medeniyet inşacısının-kadimden gelen kodlarını hala araştırmakta ve üzerinde düşünmektedir.

O; çadır çadır, oba oba derken dünyaya yayılmış; dünyanın diğer milletleriyle etkileşimde bulunmuş, değer üretmiş, sentez yapmıştır. Yazmış, işitmiş; asırlarca bu Adamlaya damlaya özleştirmiştir. İşte o özü bir demde tatmış olanlar, o derinliğe bir demde dalmış olanlar, modern dünyanın tüm dayatmalarına ve hâkim-müesses paradigmaya rağmen bu öz ve kadimin peşinden koşmaya namzet olmuşlardır. Bu çalışma önce ben idraki konusunda arayış içinde olan, ben idrakinden biz idrakine kadim medeniyet mülahazalarını anlamak ve anlamlandırmak yolunda ilerlemeye çalışan bir beşerin; an’ı yakalamaya, yorumlamaya ve en önemlisi medeniyetin akışını sağlayan yazının, bize sunduğu paylaşma hissiyatıyla, bilgiyi yaymak amacı güden, sözleri uçup gitmekten kurtarmayı amaçlayan bir aktarım projesidir. Diplomasi Konuşmaları ismini verdiğimiz bu çalışma; kıdemli birçok diplomat, akademisyen ve siyasetçilerin çeşitli ortamlarda, çeşitli kitlelere yapmış olduğu konuşmaların özü, özeti mahiyetindedir. Diplomasinin çok taraflılık ilkesinin insana kattığı geniş vizyon ve çerçeveyi paylaşmayı ve geliştirmeyi amaçlamaktadır.

Savaşların coğrafyaları kan gölüne dönüştürdüğü bu dönemde, diplomasinin; şerefli varlık insanın, inisiyatifiyle tekrar güçlü hale gelmesi ve çıkar odaklı, güç merkezli dünya sisteminin insan odaklı, medeniyet eksenli bir yapıya evirilmesi temennisiyle…

30.07.2015 İstanbul

İÇİNDEKİLER
1. T.C. Somali Büyükelçisi, Kani Torun
2. Yunus Emre Enstitüsü Başkanı, Prof.Dr. Hayati Develi
3. T.C. Dışişleri Bakanı Başdanışmanı, Doç.Dr. Mesut Özcan
4. Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu, Gu Jingqi
5. Rusya Federasyonu İstanbul Başkonsolosu, Alexey Erkhov
6. Büyükelçi Tahsin Burcuoğlu
7. Prof.Dr. Çağrı Erhan
8. Prof.Dr. Bülent Aras
9. Prof.Dr.Tarık Oğuzlu
10. Prof.Dr.Gülnur Aybet
11. (E) Büyükelçi Namık Tan
12. Doç.Dr.Ali Balcı
13. (E) Büyükelçi Uluç Özülker
14. Dr.Altay Atlı
15. Yrd.Doç.Dr.M.Hilmi Özev

Senyerli

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir