Home Aktüalite Dünya İnsani Zirvesi İstanbul’da gerçekleşiyor
Dünya İnsani Zirvesi İstanbul’da gerçekleşiyor

Dünya İnsani Zirvesi İstanbul’da gerçekleşiyor

İstanbul tarih boyunca bir çok topluluğun, medeniyet temsilcilerinin, zulme uğrayanların, aç-açıkta kalanların hep yüzünü döndüğü ve çözüm beklediği bir şehir olagelmiştir. Türkiye toplumunun kültürel kodları ve medeniyet anlayışı, şüphesiz bu realitenin yüzyıllardır süregelen bir anlayış olmasını sağlamıştır. Şarlken ile mücadele ederken esir düşen Fransa Kralı Fransuva’nın Kanuni’den yardım talep etmesi, 2. Beyazıd’ın İspanya ve Portekiz’den kaçan, sürülen 250.000 dolaylarındaki Yahudi’ye sahip çıkarak, Osmanlı topraklarında yerleştirilmesini ve istihdam edilmesini sağlaması, Abdulmecid döneminde Avrupa’da başlayan büyük kıtlık ile boğuşan İrlandalılara gönderilen beş gıda gemisi ve tarihe geçmiş daha onlarca olay…

2005 Pakistan depremi, 2008 Gazze trajedisi, 2010 Haiti ve Şili depremleri, 2013 Filipinler’deki Tayfun felaketi ve Batı Afrika’da çıkan bölgede birçok ölüme neden olan Ebola salgını… Dünya bir çok krizle, afet ile karşı karşıya büyük bir mücadele verirken Türkiye, yukarıda da bir kısmı belirtilmeye çalışılan kriz bölgelerinde göçük altında kalan, aç, susuz, yaralı, mahrumiyet içerisindeki binlerce mazlumun dayanağı olmuştur. Kriz sonrası afetzedelerin elinden tutmuş, tekrar hayata dönmeleri için gayret sarf etmiştir. Tekrar hayata dönmek, yaşama umutla bakabilmek şüphesiz çok önemli bir durum. 2011’de kıtlık ve terörle boğuşan, dünyanın unuttuğu, hiçbir ülkenin elçiliğinin açık olmadığı, yabancı misyonların havaalanından dışarı dahi çıkamadığı, açlıktan onlarca çocuk ve yaşlının öldüğü Somali’ye Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan, tüm güvenlik ve terör tehditlerine rağmen inen ilk devlet temsilcisi olmuştu. Dünya’ya mesaj vermişti, biz Somalilerin elinden tutacağız, demişti. Somali Cumhurbaşkanı Hasan Mahmud’un da dediği gibi Türkiye Somali’ye umut olmuştu. Somali, Moğadişu gidilemeyen bir ülke idi, Türkiye bunu değiştirmişti. (Türkiye’nin ilk Somali Büyükelçisi Kani Torun’un deneyimlerinden Somali’yi okumak için tıklayın.)

Şüphesiz bu hassasiyet ne bugün gelişmiş bir anlayış, ne de yarın sonlanacak bir motivasyondur. Osmanlı İmparatorluğundan Türkiye Cumhuriyetine süregelen bu insani hassasiyet günümüzde de devlet- toplum ortak iradesiyle devam ediyor.

İstanbul’un nasıl bir simge şehir olduğuna bu vesileyle tekrar değinmiş olduk. Bugün İstanbul, dünyada ilk kez gerçekleştirilen Dünya İnsani Zirvesine (World Humanitarian Summit) ev sahipliği yapıyor. Dünya genelinden hükümet ve devlet başkanlarını bir araya getirecek bu zirve öncesinde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve BM Genel Sekreter Yrd. Stephen O’brien BM bayrağını göndere çekerek etkinlik alanını mavi alan ilan ettiler. Zirveye 137 ülkeden 6 binin üzerinde konuk ve 50’yi aşkın devlet lideri katılıyor.

Türkiye, Suriyeli sığınmacıların yaralarının sarılması ve yeniden hayata tutunmaları için BM standartlarında 10 milyar ABD doları tutarında bir kaynak harcadı. Uluslararası toplumun, Türkiye’nin bu fedakarlığına katkısı ise yalnızca 462 milyon ABD doları oldu.

Türkiye, 2014 Küresel İnsani Yardım raporuna göre dünyada milli gelirine oranla en çok insani yardım yapan ülke olurken kalkınma yardımlarına harcadığı miktar 3.6 milyar $ seviyesine ulaştı.

Biz de 21 Mayıs’da Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezince düzenlenen Dünya İnsani Zirvesi Akademik Forumuna katıldık. Dünyanın çeşitli yerlerinden akademisyen ve insani yardım kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı forumda insani krizlere bakışta Türk modeli ele alındı. İnsani krizlerin sebepleri ve çözümleri üzerine oturumlar gerçekleştirildi.

Forumun açılışında konuşan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 15 yıl önceki Türkiye’nin dış borç almak için uğraşırken şimdi en cömert donör ülke olmanın mutluluğunu yaşadığını ifade etti. BM Genel Sekreter Yardımcısı Stephen O’brien çok yüksek sayıda ihtiyaç sahibine el uzattığı için Türkiye’yi en içten duygularla kutluyorum, dedi.

Sonrasında gerçekleşen oturumlarda Türkiye’nin dünyanın bir çok yerinde sadece devlet eliyle değil sivil toplum kuruluşları, iş dünyasıyla nasıl bir işbirliği içinde hareket ettiği masaya yatırıldı. Yabancı misafirlerin de dikkati bu modeli çözmek üzerine odaklanmıştı. Doç.Dr. Şebnem Akçapar Türkiye’nin Somali’de uyguladığı insani yardım modeli incelendiğinde sadece bir insani yardım faaliyeti olarak değil bir kapsamlı yardım olarak görülmesi gerektiğini; Türkiye’nin hastane, yol, eğitim faaliyetleri de yaptığını ifade etti. Afyare Abdi Elmi’de Türkiye’nin Somali politikalarının başarılı olmasının en temel nedeni Türklerin sahada bizzat işleri yürütüyor olmasıydı, dedi.

Türkiye’nin yardımlarında araya aracı sokmaması sahada ‘Türk Modeli’ diye adlandırılan bir başarı hikayesini  beraberinde getirdi. Bu başarıda Türkiye’nin sivil toplum kuruluşlarıyla, özel sektörüyle; devlet mekanizmalarının koordinasyon içerisindeki işbirliği en başat unsur olarak değerlendiriliyor. Prof.Dr. Bülent Aras, bu modelde yerel unsurlarla etkileşimin yüksek olduğunu, Türk sivil toplumunun yüksek bir bölümünün İslamcı gelenekten gelmesine rağmen Uganda gibi nüfusunun sadece %30’nun Müslüman olduğu yerlerde bile dini inanç farkı gözetilmeksizin yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştığının altını çizdi. (Örneğin Kurban Bayramında et dağıtımında tüm Ugandalı ihtiyaç sahiplerine bu yardımların ulaştığını paylaştı.)

Othman Moqbel’in vurguladığı çok önemli bir konu da ‘uluslar arası toplum’ kavramının sürekli kullanıldığı fakat akılda canlanan anlamının sahadaki reaksiyonlarla uyuşmadığı gerçeğiydi. Moqbel, uluslar arası toplum kavramını yeniden tanımlanması gerektiğini ifade etti. Suriye’de hergün çocuklar ölüyor, dedi. Hüseyin Oruç, Türkiye’nin ve İHH’nın insani yardıma bakış açısıyla ilgili olarak, ‘’Biz insani yardımı sadece insanlara gıda vermek olarak algılamıyoruz, bizim en büyük motivasyonumuz çocukların yüzünde açan gülücüklerdir…’’ dedi.

Türkiye 3 milyona yakın Suriyeliyi misafir eden, Kilis gibi Suriyelilerin nüfusunun, yerel nüfusun popülasyonunu aştığı fakat barışın ve huzurun bozulmadığı Nobel Barış Ödülüne aday (gösterilmesi gereken) bir çok şehri var iken, en önemlisi de kalpleri, dimağları insanlığın huzuru ve mutluluğu için atan böyle bir toplumu var iken Dünya İnsani Zirvesinin gerçekleşebileceği en doğru yerde gerçekleştiğini söylemek hiç yanlış olmaz.

 

 

Senyerli

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir