Home Aktüalite Hakkaniyetin Sesi: James Taylor
Hakkaniyetin Sesi: James Taylor

Hakkaniyetin Sesi: James Taylor

Hakkaniyetin Sesi: James Taylor

Şüphesiz zor zamanlardan geçiyoruz. Yanı başımızda küresel bir güç mücadelesinin üzerinde zuhur ettiği bir komşumuz: Suriye. Diğer yanımızda Amerikan işgali sonrası asla bir, beraber olamamış; uluslar arası jargon ile ‘’failed state’’ yani başarısız bir devlet, Irak… Kafkaslarda dondurulmuş krizler. Karadeniz’de dünyanın gözü önünde Rusya tarafından işgal edilen Kırım… Tüm bu kaotik süreçlere, gelişmelere rağmen; birilerinin bölgenin kaderi olarak adlandırdıkları kana, gözyaşına rağmen Türkiye ve Türkiyeliler, iç barışını, demokratik sistemini korumak adına büyük mücadele veriyor.

***

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde iki bombalı aracın patlaması sonucu 52 vatandaşımızı kaybettik.

İstanbul Adliyesinde,  adaleti tesis etmek için çalışan Cumhuriyet Savcımız Mehmet Selim Kiraz’ı odasında şehit ettiler.

Suruç’ta 300 kişilik bir protesto gösterisi esnasında canlı bombanın patlamasıyla 32 vatandaşımızı kaybettik.

Şanlıurfa’da polis lojmanlarındaki konutlarında, iki polis memurumuz başlarından vurularak şehit edildi.

Muş’un Malazgirt ilçesinde eşi ve kızı ile birlikte aracının içerisinde iken uğradı saldırı sonucu Binbaşı Aslan Kulaksız’ı şehit verdik.

Sultanahmet’te polis karakoluna,  turist görünümlü bir teröristin pasaportumu kaybettim söylemi ile girmesi ve kendini patlatması sonucu görevli polis memuru şehit oldu.

Ankara Tren Garı çevresinde yapılan bir miting için toplanan kalabalıkların arasına karışan iki canlı bomba tarafından yapılan saldırı sonucunda 107 vatandaşımız can verdi. Türkiye, tarihinin en büyük terör saldırısı karşısında yasa boğuldu.

Ankara’da askeri servis araçlarına bombalı saldırı düzenledi, saldırıda 28 vatandaşımız can verdi.

Sultanahmet’te turist kafilesinin arasında giren terörist kendini patlattı ve 9 Alman, 1 Norveçli, 1 Perulu hayatını kaybetti.

Ankara Kızılay’da bombalı bir aracın otobüs durağında infilak ettirilmesi sonucu 37 canımızı kaybettik.

***

Terör, tarih boyunca masum insanları hedef almıştır. Türkiye’de yıllardan beri terör ile mücadele etmektedir ve bu mücadelede yüzlerce vatandaşını kaybetmiştir. Türkiye son zamanlarda çok büyük bir terörizm harekatına karşı mücadele vermektedir. Terör örgütleri güçlerini birleştirerek, Türkiye’nin karşısına bir kokteyl halinde çıkmaktadır.  Bugün Ankara için yanan yürekler, dün Paris’te hayatını kaybeden 132 insan için de yanıyordu. Amasız, fakatsız, lakinsiz…

Çünkü insan, coğrafi merkezlerden bağımsız sadece insan olduğu için muteberdi. Hiçbir ırkın bir diğeri üstünde bir yüceliği, zenginliği olmadığı gibi beyaz tenlinin siyah tenli üzerinde de bir üstünlüğü  yoktu.

Paris Saldırıları oldu, ertesi gün Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Paris’e uçtu. Saldırılara küresel bir tepki vermek için yürüyen kitlelere karıştı, bir mesaj verdi. Bir Türkiyeli olarak, temsil ettiği değerlerin yüceliği adına oradaydı. Her şeyden ziyade insanlık namına orada bulundu.

Yukarıda saydım. Emin olun her bir satırı yazarken o olayların verdiği acının sarsıntısını tekrar hissettim. Türkiye her gün vuruluyor. Her gün canımıza kastediliyor. Acımızı içimize gömüp, dirliğimiz için dua ediyoruz. Ama insan, bir ses bekliyor. Bir sada istiyor.

İstiyor ki, stratejik ortaklarıyla lafta müttefik olmasın. Ortaklarımız, bizimle toplantı yaptıktan sonra bize vuranlarla aynı masada oturmasın, müttefiklik yapmasın. Terörist ile mücadele ediyor diye bir başka teröristi MEŞ-RU-LAŞ-TIR-MA-SIN! Bugün ona verdiği silahın yarın müttefikinin ülkesinde terörist olaylara karışacağı besbelli iken havadan mühimmat yağdırmasın. Katillere, dostum; canım; ciğerim demesin!

İstiyor ki, tarihleri birbirlerinin tarihleriyle birlikte yazılmış olan, demokrasinin beşiğindeki dostları teröristlere siyasal himayede bulunmasın. Ülkemizde kanımızı dökenler bir başka ülkede siyasi mülteci olup, hüsnü kabul görmesin. Terörü kurutmaya çalışırken, onlara finansal destekleriyle can suyu vermesin.

Bir ses bekliyoruz, bir sada istiyoruz.

***

James Taylor isimli bir İngiliz Müzisyen, bugün Facebook hesabından paylaştı metin ile aslında beklediğimiz o sesi bizimle buluşturdu. Usanmıştık artık birilerine bir şeyleri ispat etmeye çalışmaktan. Terörizmle mücadele eden bir devleti, terörü desteklemekle, finanse etmekle suçladılar. Yüzlerce vatandaşını teröre kurban vermiş bu ülkeyi asılsız, mesnetsiz çokça iddia ile itham ettiler. Yorulduk… Belki dışarıdan bir gözün; olan biteni hep bizim söylediğimiz gibi söylemesine rağmen sosyal medyada bu kadar rağbet görmüş olmasının sebebi buydu. Bizi, bizden olmayan birileri de anlamıştı artık.

Sizinle bu kıymetli açıklamadan birkaç cümle paylaşmak istiyorum. Ve bu açıklamalarından dolayı Sayın James Taylor’a derin şükranlarımı sunuyorum.

Pek çok insanın düşündüğünün aksine, Türkiye, Orta Doğu değil. Ankara da bir savaş bölgesi değil. Tıpkı diğer Avrupa başkentleri gibi normal, modern, hareketli bir şehir. Ve Kızılay da bu kentin tam kalbinde bir meydan.

Şimdi bu insanların İngiliz olduklarını, saldırının da İngiltere’de yaşandığını düşünün. Her gün işe giderken gördüğünüz, tıpkı sizin ve benim gibi normal, mutlu insanlar. Aileler, polis memurları, öğrenciler, sanatçılar, çiftler… Belki arkadaşlarınız… Bu insanlar da onlardan farklı değil. Tek farkları Türk olmaları, o kadar.

Londra’da, New York’ta, Paris’te yaşanan terör saldırılarına bakıp kurbanlara üzülmek çok kolay. Peki, neden aynısı Ankara için geçerli değil? Ankara’nın bu şehirlerden hiçbir farkı olmadığını anlamadığınız için mi? Türkiye de Suriye, Irak ya da iç savaş halindeki diğer ülkeler gibi ağırlıklı olarak Müslüman bir nüfusa sahip olduğundan burada da durumun aynı olduğunu düşündüğünüz ve “O ülkeleri umursamıyorum, Türkiye neden umurumda olsun?” dediğiniz için mi? Ankara’daki saldırıların sizi etkilediğini düşünmüyor ya da Paris ve Londra saldırılarında hissettiğiniz acıyı burası için de hissedemiyorsanız, belki de durup neden böyle hissettiğinizi bir düşünmelisiniz. Türkiye, gerçekten harika insanların yaşadığı muhteşem bir ülke. Hayatımda hiç buradaki kadar hoş karşılanmamış, kendimi mutlu ve güvende hissetmemiştim.

Ankara 18 aydır benim evim ve öyle olmaya da devam edecek.

Charlie oldunuz, Paris oldunuz.

Peki, Ankara olacak mısınız?”

Senyerli

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir