Home Aktüalite Küçük bir beldenin şifa dağıtan muhteşem beyni: Dr. İbrahim OKUTAY
Küçük bir beldenin şifa dağıtan muhteşem beyni: Dr. İbrahim OKUTAY

Küçük bir beldenin şifa dağıtan muhteşem beyni: Dr. İbrahim OKUTAY

Küçük bir beldenin şifa dağıtan muhteşem beyni: Dr. M. İbrahim OKUTAY


Kozcağız, Bartın merkeze bağlı bir belde belediyesi. Şirin ve sakin bir Karadeniz beldesi olarak bünyesinde 40 köyü barındırıyor.

Her Kozcağızlının hayatında yolu muhakkak bir kere de olsa Dr. İbrahim Okutay ile kesişmiştir. Karadeniz’in şirin ve münzevi beldelerinden biri olan Kozcağız’da çok uzun yıllardır hekimlik yapan Okutay, beldenin simgeleşmiş şahsiyetlerinden biri. Tıp doktorlarının klasik bir gelenek olarak yüzyıllardır ede geldikleri yeminleri olan ‘Hipokrat’ı harfiyen uygulayan, belde halkına şifa dağıtırken aynı zamanda yoksulu, kimsesizi gözeten;  onların sıhhatlerine kavuşması için elinden geleni yapan bir şifa dağıtıcısı…

Küçük bir çocukken, ben de bu beldenin bir sakini olarak kendisini çok ziyaret ettim. Benim çeşitli çocuk hastalıklarımı tedavi etti, iyileştirdi. Hiç unutmuyorum, köye, kıra çıktığımda ya da afacanca koşup, eğlendiğimde nefesim sıkışır, koşamaz, nefes alamaz hale gelirdim. Bu sıkıntılı durumumdan kurtulmak için,  anne-babam beni şehir merkezinde, ihtisası çocuk hastalıkları olan bir hekime götürmüşlerdi. Doktor beni evirdi çevirdi, nefesimi dinledi ve bir yorum yapamamakla birlikte teşhis de koyamadı. Ardından annem ile beldemizin doktoru aynı zamanda komşumuz İbrahim Amcaya gittim. Beni ve sıkıntılarımın bire bir şahidi olan annemi dikkatle dinledi. Ardından beni büyük bir hassasiyetle muayene etti, nefesimi kontrol etti. Her geceyi uykusuz geçirmeme neden olan, her etkinlikte terleyip nefes alamaz hale geldiğim bununla birlikte beni kısıtlayan bu rahatsızlığıma bir teşhis koydu: ‘’Astım!’’ …

Ve kendisi bizi bu konuda uzman, işinin ehli insanlara yönlendirdi. İbrahim Amca sayesinde ben de derdimin ne olduğunu, çözümünü nerede bulacağımı öğrenmiş oldum. Tıpkı onun mütevazı, sade ve çok da fonksiyonel olmayan muayenesinden şifa bulanlar, dertlerine deva bulanlar gibi ben de kendime en azından bir çözüm bulmuş oldum. Ardından Prof.Dr. Ahmet Rasim Küçükusta ile tanıştım ve benim astımdan kurtulma sürecimi-tedavimi başlatarak o sağladı ve bu hastalıktan kurtulmuş oldum.

Başta bahsettiğim üzere Kozcağız küçük bir belde, nüfusu yaklaşık 7.000. İnsanların iş imkânları kısıtlı ve büyük şehirlere oldukça fazla göç veriyor. Sağlık alanında hastahaneleşmenin limitli oldugu, ilaç tedariğinde sıkıntılar yaşandığı, saglık personelinin beldelere/köylere erişemediği günler hatırlandığında küçük bir beldede bir doktora sahip olmanın ayrıcalığı anlaşılacaktır.

İşte Dr. İbrahim Okutay bu ihtiyacı zamanında hastane, hekim, ilaç yokluğunda bu minik beldede fazlasıyla gidermiş biri. O bir çok konuda bilgisi, yetkinliği olan ve sürekli kendini yenileyen bir doktor. Sürekli okuyor, araştırıyor.

Hepimizin hayatı boyunca muhakkak bir rahatsızlığı, hastalığı olmuştur. Doktora, hastaneye gitmişizdir. Peki kafanızdaki doktor tiplemesi nasıl? Doktor, deyince aklınızda ne canlanıyor?

Şifa dağıtan, insan sevgisi ve yaşatmak için yaşamak gibi ulvi bir haslet üzerine hayatlarını ikame ettiren fedailer mi yoksa ekonomik getirileri için yönelinilen bir bölümün temsilcisi, 5 dakika bile hastanın derdini dinlemekten yoksun, kibirli, insana ve yaşama uzak; ilaç yazıp gönderelim zihniyetinde olan bir doktor mu? Buna tecrübeleriniz ışığında siz karar verin. (Katledilen doktorlarımız da var, onları da rahmetle anıyorum.)

Ben İbrahim Amca özelinde hep yaşatmak için yaşayan bir profile şahit oldum. Lakin bir kısım doktorlar (öyle umalım ki bu kesim azınlıkta olsun) hastalarına şifa vermek üzere yola çıkan insanlar olarak hastalarının dertlerini dinlemiyorlar, çok kısa bir muayene sürecinden sonra bir liste ilaç yazılı reçeteyi hastaya verip, hastayı ilaç endüstrisinin kucağına atıyorlar. Bu belki onların, belki de var olan sistemin suçu kim bilir? İnsanlar hastanelere gitmekten korkar hale geldiler. Lakin gelin iyiyi konuşalım, güzellikleri paylaşalım, inanalım ki bir gün güzel örnekler sahnedeki baskın aktörler olacaklar.

İbrahim Okutay

Bir doktor hayal edin…

Montaigne’nin Denemeler’i reçete ve enjeksiyon aletlerinin bulunduğu sade, gösterişsiz masasında, baş ucunda olsun…

Bir doktor hayal edin …

Louis Gardet’in Müslüman Site isimli sosyoloji eseri masasında bekleyen, hastalarından artan zamanlarını toplumun sosyolojini, dinamiklerini değerlendirmek için kullanan bir profil düşleyin…

Bir doktor hayal edin…

Bir tarafta zamanın yüzü asık, maddi paritelere gönlünü derinden bağlamış, doktorluk felsefesinden uzak, ilaç endüstirisinin dostu hekimler yer alırken öte yanda küçük bir beldede kendini insanları yaşatmak için yaşamaya adamış; hekimlik felsefesinin manevi ruhunu önceleyen, maddi boyutunu asla birincil addetmeyen, insan sevgisiyle dolu simge bir hekim, semtin Doktor Amcası, İbrahim Okutay.

**

Mehmet Ali Birand vefatından önce bir yayında, ‘biliyor musun hatırlanmak isterim’ der. ‘İyi insandı’ diye anılmak isterim der. İyi insanları malesef varlıkları süresince bazen fark edemiyoruz, ya da hak ettikleri değeri onlara veremiyoruz. Hep kaybettiğimizde ancak bir nebze anlayabiliyoruz.

Bu yazıyı 2017 senesinde yazmıştım. İbrahim Amcayı son görüşümdü. Biraz daha derleyip, onunla da minik bir söyleşi yapıp websitemde yayımlamayı düşlüyordum. Nasip olmadı. Onu kaybettiğimizin haberini binlerce kilometre öteden aldım. Ve bu yazıyı bugün paylaşmaya karar verdim. Onu hatırlamak için, ve bir fani olarak, o çok iyi bir insandı, çok kişinin elinden tuttu, şifayla buluşturdu demek için… Şahitliğimi ifade etmek için…

Güzel insanlar bir bir aramızdan ayrılıyor, yaşam onlarsız hiç bir zaman eskisi gibi olmayacak.

Başın sağolsun Kozcağız, başın sağolsun Meliha teyze…

Senyerli

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir