Home Makaleler Rapor: Suudi Arabistan Dış Politikası
Rapor: Suudi Arabistan Dış Politikası

Rapor: Suudi Arabistan Dış Politikası

Özet

Bu çalışmada Suudi Arabistan Krallığının 2005-2018 yılları arasındaki iki kralı olan Abdullah bin Abdülaziz ve Selman bin Abdülaziz’in politikaları incelenmeye çalışılmış olup, Suudi Arabistan’ın kurucu ideolojisi ve felsefesi Vehhabiligin politikaların oluşum süreçlerindeki etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Son dönemde gerçekleşen veliaht prens değişiklikleri ve iki veliaht prensin, Muhammed bin Nayif – Muhammed bin Selman, politikaları ve icraatları ortaya konulmaya çalışılmıştır.

familyTree (2)

Arka Plan

Suudi Arabistan Krallığı, yüzölçümü açısından Arap Yarımadasının en büyük ülkesi olarak, bir yanında Süveyş, Akabe Körfezi, Kızıldeniz diğer yanında Basra Körfezi gibi dünyanın en stratejik geçiş güzergâhlarının merkezinde konumlanmaktadır. Suudi Arabistan kuzeybatısında Ürdün, kuzeydoğusunda Irak, doğusunda Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, güneydoğusunda Umman, güneyinde Yemen ile komşudur.

Ülke aynı zamanda Mekke ve Medine gibi İslam dininin kutsal merkezlerini de bünyesinde barındırmaktadır. Mescidi Haram ve Mescidi Nebevi’nin bu toprakların idaresi altında olması itibariyle, Suud kralları  ‘’iki kutsal camiinin koruyucusu’’ unvanını kullanırlar.

Arap Yarımadası, 16.yüzyıldan 1.Dünya Savaşına dek, Osmanlı İmparatorluğunun idaresi altında bulunmuştur. Bugünkü Suudi Arabistan devletinin oluşum süreci Mehmet Ali Büyükkara tarafından üç safhada incelenmektedir. İlk olarak 1744 yılında Vahhabiliğin kurucusu Muhammed bin Abdülvehhab ile kabile şefi Muhammed bin Suud arasındaki Diriye Anlaşması ile başlatılıp, Osmanlı ordusunun 1818 yılı itibariyle Diriye’yi ele geçirmesi ile sonlandırılır. Üç yıl sonra Diriye’nin yeniden ele geçirilmesi ile ikinci devlet tesis edilir. 1891 Riyad işgaline kadar bu devlet devam eder. Modern Suud devletinin başlangıcı, Abdülaziz bin Abdurrahman ibn Suud ve güçlerinin 1902 yılında Riyad’ı ele geçirmesi ile başlatılmaktadır. (Büyükkara, 2017)

Kral Abdülaziz 1953 yılında öldü. Suudi Krallığının tahtına, oğlu Suud bin Abdülaziz geçti. Suud bin Abdülaziz hakkındaki israf ve kötü yönetim iddiaları sebebiyle Suud aile meclisince görevinden azledildi, yerine kardeşi Faysal bin Abdülaziz geçti. Bu dönem Reform dönemi olarak adlandırılmaktadır. Faysal bin Abdülaziz ülkesinde radyo ve televizyon yayınlarını başlatmış, kızlara eğitim veren okulların açılmasına öncülük etmiştir.

Faysal bin Abdülaziz, İslam dünyasının üçüncü kutsal mabedi kabul edilen Kudüs’teki el-Aksa Camii’ne İsrail askerlerince işgal girişiminde bulunulması olayında Filistinlilerin yanında olmuş, destek vermiştir. (Efegil, 2013)

İslam İşbirliği Teşkilatını, İsrail üzerinde bir baskının kurulabilmesi açısından önemsemiştir. (Büyükkara, 2017) 1973 OPEC tarafından İsrail’i destekleyen ülkelere yönelik gerçekleştirilen petrol ambargosu sonrası, 1975 yılında yeğeni tarafından Suudi sarayında öldürülmüştür.

Suudi devletinin kurumsallaşması ve modern bürokrasinin kurulması yine Faysal bin Abdülaziz döneminde gerçekleşmiştir. (Özev, 2010)

Kral Halid dönemi politikası anti-komünizm teması üzerinden şekillendi, Suudi Kraliyeti NATO politikaları ile uyumlu stratejiler geliştirerek, NATO üyeleri ile yakın ilişkiler kurmayı amaçladı. Kral Fahd, Körfez Savaşı boyunca ABD’ye açık destek vermiştir.

Kral Abdullah, 3 Temmuz 2013 yılında gerçekleşen Mısır askeri darbesinin arkasında durmuş ve darbeci kadroyu, Mısır’ın ilk seçilmiş cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi’yi devirmelerinin ardından ekonomik ve siyasi olarak desteklemiştir. Darbeden hemen sonra, darbeci rejimin politikalarıyla paralel bir şekilde, Suudi Arabistan Krallığı da Müslüman Kardeşler Teşkilatını terörist örgütler listesine almıştır.

Suudi Arabistan’ın Jeopolitiği

Basra Körfezi ve çevresindeki ülkelerin oluşturduğu alan, 19.yüzyıldan itibaren küresel aktörlerin stratejilerinde kilit bölgeler olagelmiştir. Bölgedeki enerji kaynakları, ticaret ve ulaşım hatları, pazar fırsatları bölgeyi küresel güçler açısından cazip kılmaktadır.

Körfez Bölgesi, dünya kanıtlanmış enerji rezervlerinin %60’ından fazlasına ev sahipliği yaparken, dünyadaki, petrol üretiminin %40’ı da bölge ülkelerince yapılmaktadır. (Khatib, 2005)

Küresel hegemon güç olarak ABD için, Körfez bölgesi; enerji arz ve güvenliği açısından kritik öneme haizdir. Herhangi bir global aktörün Körfez Bölgesindeki aktivitesi, bu aktörün global arenadaki tüm ilişkiler manzumesi açısından belirleyici bir etkiye sahiptir. (Özev, 2017)

Bölgedeki Amerikan ilgisi özelde küresel enerji güvenliğini genelde ise küresel ekonomiyi kontrol altına almak, belli bir istikrar düzeyini tesis etmekten kaynaklanıyor. Bu bağlamda Suudi Arabistan petrol dengelerini etkilemeye haiz salıncak ülkesi olması açısından ABD için özel bir ortak olagelmiştir. Petrol, talep esnekliği olmayan bir mal olduğu için çok önemli bir hammaddedir; petrolün kontrolü küresel güç dengelerinin kontrolü ile derinden ilintilidir.

Küresel hegemonyanın temel unsuru enerji vanalarına hâkim olmaktan geçmektedir. Bu açıdan ABD-Suudi Arabistan Krallığı ilişkileri kritiktir.

Veliaht Prens Muhammed bin Salman Dönemi                                                                                   

 MbS Suudi Hükümetinde savunma bakanı olarak görev aldığında dünyada bu pozisyonda olan en geç kişi olmuştu. Bakan olarak görev yaptığı ikinci ayda Suudi Arabistan ve diğer Arap devletlerinden oluşan bir koalisyon ile Yemen operasyonunu başlattı. Savunma Bakanı olarak hem içte hem dışta ulusal güvenlik konularında ‘’şahin’’ yaklaşımları ile anıldı. Bazı Amerikalı politikacılar onu Neo-Con olarak tanımladı.

Bir önceki ABD Başkanı Obama tarafından bir röportajda ‘’oldukça kültürlü ve zeki’’ yaşının ötesinde bilgiye sahip biri olarak değerlendirildi.

Birçok görev ve makamına rağmen, hala MbS’nın uluslar arası tecrübesini oldukça kısıtlı olduğunu değerlendiren analizler mevcut.

Yeni veliaht Salman, gelenekçilik ve rijit dini yasalarla anıla gelen ülkeyi daha açık ve parlak bir geleceğe sürükleyebilecek bir aktör olarak genç Suudileri heyecanlandırıyor. Eleştirmenler ise deneyimsizliğinden kaynaklı bir başarısızlığın istikrara zarar verebileceğini ve Suudi Arabistan’ı bir felakete sürükleyebileceğinin altını çiziyor.

ABD güvenlik ve istihbarat düzeninde El Kaide ile olan mücadeledeki aktif rolleri ve işbirliği sebebiyle MbN’in sahip olduğu güçlü destek MbS’ın Donald Trump’ın Amerikan yönetiminin başına gelmesiyle değişen Washington yönetimiyle özellikle de Başkan Trump’ın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile geliştirdiği güçlü ilişkiler sebebiyle baskılandı. Bu ilişkilerin bir diğerini baskılaması ve diğerinden üstün gelmesi şüphesiz veliaht değişiminde etkili olan faktörlerden bir tanesi.

Hâlihazırda İsrail’i resmi olarak tanımayan Suudi Arabistan ile İsrail-ABD yakınlaşmasının bölgede Moskova’nın tepkisini doğuracağı ve Trump yönetiminin yapılan nükleer anlaşmayı iptal etmek üzerinde çalıştığı İran ile Moskova’yı daha da yakınlaştıracağı konusunda bir şüphe bulunmuyor.

Tüm bu gelişmelere karşı Filistinliler tepkili bir tavır alıyor. İsrail ile Arap devletlerinin münasebetlerinin Filistin devletinin varlığının garanti edilmeden normalleşmesi Filistinlilerin tepkisini çekiyor.

İsrail ile Katar dışındaki Arap devletlerini yakınlaştıran bir unsur da Katar politikası oldu. Katar’ın blokaj altına alınmasının altında bir çok analist Hamas’ın baskılanması ve bölgedeki demokratik taleplere olan Katar desteğine bir reaksiyon olduğunun altını çiziyor. İsrail Savunma Bakanı Lieberman bu diplomatik gerilimin bölgede yeni işbirliği alanları açmada yardımı olduğunu ifade etti. (Anadolu Ajansı)

Ekonomik Reformlar

Prens Selman değeri 3 trilyon $ ‘ı bulan dünyanın en büyük devlet varlık fonunu yaratmak için çalışıyor. Kaynağın devlet petrol şirketi Aramco’nun bir kısmının özelleştirilmesi sonrası elde edileceği değerlendirilmektedir.

MbS, Nisan 2016’da Suudi Arabistan’ın gelecek projeksiyonu olan ‘Vizyon 2030’’ projesini açıkladı. Projeyle Suudi Arabistan’ı Arap ve İslam dünyasının bir merkez ülkesi haline getirmek, yatırım üssüne dönüştürmek ve üç kıtayı birbirine bağlayan bir konum inşa etmek amaçlanıyor.

Reformcu bu inisiyatif ekonomiyi çeşitlendirmeyi ve özelleştirmeyi böylelikle Suudi Arabistan’ın petrole bağımlılığını azaltmayı amaçlıyor. Aynı zamanda 2030 bir e-devlet sistemi kurulması da planlanıyor. ARAMCO’nun planlanan %5 halka arzı ile beraber MbS, 100 milyar $ kaynak elde etmeyi amaçlıyor.

Muhammed bin Salman ekonomik reform hareketleri çerçevesinde, 500 milyar $’lık iş ve endüstri bölgesi inşa edilmesini amaçlayan NEOM projesini açıkladı. NEOM, enerji, su, biyoteknoloji, gıda, yüksek sanayi alanlarına odaklanacak ve enerjisini güneş ve rüzgâr gücünden elde edecek.

  • Neom’un yüzölçümü, 26.5 bin kilometre kare olup, Katar, Bahreyn, Lübnan ve diğer küçük devletlerin yüzölçümünden daha büyüktür.
  • 500 milyar dolarlık maliyetle kurulacak olan Neom, tarihin en pahalı yatırım projesi olarak kabul edilecek. Bu rakam, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, İsrail ve diğer bölge ülkelerinin gayrisafi yurtiçi hasılalarından (GSYİH) daha yüksek.

Raporun tamamını okumak ve indirmek için tıklayınız.

Senyerli

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir