Home Seyyah Sular altında bir ülke, HOLLANDA
Sular altında bir ülke, HOLLANDA

Sular altında bir ülke, HOLLANDA

Kuzeybatı Avrupa’nın yeşiliyle, kanallarıyla ün yapmış ülkesi, Hollanda …

400 yıllık bir dostluğun perspektifinde gelişen ve artarak devam etmesini umduğum ilişkilerimizi kutladığımız zaman diliminde Hollanda’da olmak benim için büyük bir şanstı. İki ülke kültürünün tanınması, kaynaşması amacıyla yaptığımız ”değişim programı” çerçevesinde Hollanda’yı gezme, Hollandalı (Dutch)  kültürünü tanıma ve gözlemleme imkanımız oldu.Hollandalı arkadaşlarımız bizleri evlerinde konuk ettiler, Hollanda kültürü ve dinamiklerini tanımamıza öncülük ettiler.

ӆlkelerimizin diplomatik
ilişkilerde 400.yılı kutladığı bu
dönemde biz de Hollandalı arkadaşlarımızla
beraber olmaktan mutluluk duyduk.
Umuyorum ki iki ülke ilişkileri bu dostluk
ve iyi ilişkiler çerçevesinde nice 400 yıllar
daha geçirir.”

Hollanda sessiz, sakin, düzenli olağan-stabil günlük yaşantısıyla, etrafı çevreleyen yemyeşil düzlüklerle ve Hollanda’nın can damarları-su kanallarıyla açıkçası gönlümü fethetti diyebilirim. Hava genellikle yağmurlu, kapalı. Hollandalı arkadaşlarımız bu duruma alışmışlar ama pek sevdiklerini söyleyemem. Konuştuğum Hollandalıların çoğu aileleri ile tatil için Türkiye’de bulunmuşlar ve çok memnun kalarak geri dönmüşler. Tabii bu durum bizi sevindiriyor, Türkiyeyi hep iyi izlenimleriyle anıyorlar. Pek çoğu tatil için direkt tatil yörelerimize uçtuklarından İstanbul’da bulunmamışlar. Bizi mutlu eden konu onları Nisan ayında İstanbul’da ağırlayıp, Türk kültür ve dinamiklerini tanıtma imkanı bulacak olmamız.

Hollanda’da ilk akşamım..

Biraz çekingenim doğrusu, hiç tanımadığım bir kültür, yepyeni insanlar.. Akşam yemeğinde benim için tavuk kızartmışlar. Gayet güzel bir sunumla, özenle servis ettiler. Afiyetle yedik.
Gelelim Hollanda’da misafir olduğum aileye nasıl ısındım, çekingenliğimi nasıl atlattım, sizlere onu paylaşayım. Yemekten sonra benim İstanbul’dan getirdiğim Türk lokumuyla sohbete başlıyoruz. Sohbetin devam ettiği bir anda kafamda, bizim bile unuttuğumuz-tiyatrolarda kullanılan ”fes”i buluyorum. Neler hissettiğimi anlatamam, çok enteresan bir duygu manzumesi içerisine girdim. Aile bireylerinin hepsi bir kaç yıl önce tatile geldikleri Bodrum’dan fes almışlar, Türkiye hatırası…ve bir Türk’le bu hatırayı canlı tutmaya çalışıyorlar.. İlk akşam için çok iyi başlangıç olduğunu söyleyebilirim.

Yemek demişken Hollanda yemek kültürünün tadabildiğim değerlerini sizlerle paylaşayım:
Balık ve balık ürünlerini çok seviyorlar. Genelde balıkları çiğ veya çok az pişmiş olarak tüketiyorlar. Genel olarak sebze ve balığı az pişmiş veya çiğ tüketmelerinin
sağlık yönünden çok yararlı olduğunu söylüyorlar. Peynir kültürleri çok zengin. Lezzetli peynirlerini tattım, çok beğendim. -Kroket (çıtır fastfood), oliebol (hamur kızartması, pudra şekeri ile servis ediliyor.)

Gezimiz süresince en beğendiğim yerlerden biri olan Zaanse Schans tipik bir Hollanda köyü. Bu köy kültürel bir park olma özelliğini taşıyor, içerisinde Hollanda kültürü tüm unsurları ile tanıtılıyor. Hollanda’yı simgeleyen birkaç şeyden bahsetmek gerekirse: yel değirmenleri, geleneksel ayakkabılar, peynir, bisiklet ve lale diye sıralayabilirim.

 

Hollanda yemyeşil bir ülke. Bu yeşilliğini kanallarıyla süslüyor. Sokaklarda yürürken havanın temizliğini hissediyorsunuz. Günlük yaşantı yeşil doğayla iç içe.
Yol kenarlarında eskiden kalma yel değirmenleri hala konumlarını korurken bazı bölgelerde rüzgâr gülleri kurulmuş. Çevre düzenlemesinde çok başarılı olduklarını söyleyebilirim; evler genellikle müstakil ve bahçeli, her garajda evin kişi sayısına göre bisiklet var. Kısa mesafelerde çoğunlukla bisiklet kullanılıyor. Bu ülke dünyada bisiklet kullanımında öncü ülkelerden; her yer bisiklet yollarıyla örülmüş.

Hollanda bisiklet kültürü ile ünlü bir ülke. ”Bizde neden yok ?” sorusunu orada kendime çok sordum. Bu soruya yaşadığım bir olay çerçevesinde açıklık getirmek istiyorum. Değişim arkadaşım normalde okula bisikletle gidiyorlar, bizim olduğumuz günler bizi okula aile babası arabayla götürdü. Bir gün çevrede herkesin yaptığı gibi okula gitmek istedim. Arkadaşım Rens ile bindik bisikletlere okula doğru yol almaya başladık.

Bisiklet yolunun belirli yerlerinde araba trafiği ile uyumlu şekilde senkronize edilmiş trafik lambaları var, onlara göre geçişler yapılıyor. Bir süre ilerledikten sonra karşımıza bir göbek çıktı trafik akıyor ve ben akan bu trafik karşısında telaşlandım nasıl geçeceğiz diye.Bir dakika dedi Rens ve yola doğru pedal çevirdi. Benim şaşkınlıkla karşıladığım bir şekilde trafik bizim için durdu ve biz geçene kadar hareket etmediler-korna çalmadılar. Ortada ne trafik ışığı vardı ne de bir trafik polisi.

Trafik kurallarına uyma oranı gözlemlediğim kadarıyla %99.Hollandalılar kuralları bağlı ve disiplinli insanlar. Şöyle diyorlar: ‘’Rule is rule. Without rules there is chaos’’. Yani ‘’Kural, kuraldır. Kural yoksa karışıklık vardır.’’

Bizdeki trafik kurallarına uyum ve bakış açısı  ile oradaki yaklaşım arasında büyük farklar var. Bisiklet trafikte, öncelikli araç . Umarım biz de yollarımızda bisikletliler için özel alanlar oluşturur ve trafik kurallarına olan hassasiyetimizi maksimize ederiz.

 

Hollanda gemicilikte çok gelişmiş bir ülke. Tarihte sömürgecilik sayfalarında önemli yeri olan Hollanda’nın bir çok sömürgesi var. Endonezya-Morocco(Fas)-Surinam bunlardan en önemlileri. Bu ülkelerden bir çok vatandaşın şu anda Hollanda’da yaşadığı da bir gerçek. Denizcilikte olan maharetleri dolayısıyla gerçekleşen seferlerini ”Het Scheep Vaart Museum” da mükemmelce sergiliyorlar. Tarihi dikkat çekici kılabilmek için animasyon odaları oluşturmuşlar odadan odaya geçişlerle çok interaktif-basit ama kalıcı bir tarih turuna çıkarıyorlar. Lafın kısası çok iyi müzeleri var ve şimdiki zamanı iyi okuyup zamanın müzelerini oluşturmuşlar.
Amsterdam Hollanda’nın başkenti. Bizim kısa sürede olsa gezdiğimiz bu şehir eskiden denizci ailelerinin yaşadığı, ticaretle zenginleşen elitlerin bulunduğu bir yerleşimmiş. Şimdilerde turist dolu olan bu şehirde farklı dünyalardan insanları görmek mümkün.

Amsterdam da adım başı ‘coffee shop ’ isimli mekânlar görüyoruz, gitmeden önce araştırdığımız için temkinliyiz, çünkü buralar uyuşturucunun yasal olduğu Hollanda’da, vergilendirilmiş uyuşturucu satım, içim merkezleri. Hollanda Hükümeti bu mekanlardan yılda 500 milyon € para kazanıyor.

Bir sabah kahvaltısından sonra evin babası Peter ile konuşurken konu ekonomiden açıldı. Sordum Avrupa bölgesinde bir krizdir sürüyor, Hollanda’nın ekonomisi nasıl diye : ‘Avrupa bölgesine göre iyi fakat normal şart­larda bakıldığında hiç iç açıcı değil dedi ve ekledi: Bir işveren olarak 5 kişiyi işten çıkarmak zorunda kaldım.’

 

Aralık 2012

Senyerli

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir