Home Akademik Suriye’deki Son Gelişmelerin Dinamikleri
Suriye’deki Son Gelişmelerin Dinamikleri

Suriye’deki Son Gelişmelerin Dinamikleri

Türkiye’nin gündemi 7 Haziran Genel Seçimlerine ve ardından doğan koalisyon tablosuna odaklanmış, hangi partinin kiminle koalisyon ortağı olacağı sorusu üzerine ciddi tartışmalar başlamıştı. Seçimden barajı aşıp zaferle çıkmayı başaran Halkların Demokratik Partisi ve oylarını bir önceki seçime göre arttırmış olan Milliyetçi Hareket Partisi bu tartışmalarda kısmen rahat bir konumda konuşlandılar. Adalet ve Kalkınma Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi ise bu koalisyon senaryolarında başat aktörler olarak tabanları ve teşkilatları ile ciddi bir istişare sürecine girdiler. Tüm bunlar gerçekleşirken ülkenin seçim sathına girişinden bu yana gündemden düşen Suriye krizi, bir anda gündeme tekrar geliyordu.

Akçakale Sınır Kapısı’na Mülteci Akını

Yer: Akçakale Sınır Kapısı / Şanlıurfa

Hem karadan hem havadan kuşatılan Telabyad’dan Türk sınırına kaçan Arap-Türkmen Suriyeliler; IŞİD/DAİŞ militanı olduğu iddia edilen militanlar tarafından geri dönmeleri hususunda tehdit ediliyor. Bu baskı sonucunda bir kısım Suriyeli geri dönerken bir kısım Suriyeli de Türk sınırına geçiş için beklemeye devam ediyor. Tüm bunlar gerçekleşirken Türk askeri ile IŞİD/DAİŞ militanları burun buruna geldiler.

‘Pek Hayra Akamet Değil’ 

Azerbaycan’da yapılan 2015 Avrupa Oyunları’nın açılışına giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bakü dönüşü uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu.

“Suriye’de Telabyad bölgesinde, Araplar ile Türkmenlerin hedef alındığı gibi bir hava var. Yaklaşık 15 bin Arap ve Türkmen Türkiye tarafına geçti. Onların boşalttığı yerlere, PYD ve PKK yerleştiriliyor. Bu pek hayra alamet değil. Zira bu, sınırımızı tehdit edecek bir yapı oluşmasına yol açılması demek. Bu konudaki hassasiyetlerimizi herkesin göz önünde bulundurması lazım.”  (Selçuk Tepeli, 14.06.15)

İşin aslında Sayın Cumhurbaşkanının altını çizdiği ‘’sınırımızı tehdit edecek yapı’’ ya da yapılar, Suriye iç svaşının başlamasıyla devlet otoritesinin yok olduğu sınır komşumuzda oluşmuştu. PYD/PKK, İŞİD/DAİŞ, İslami Cephe gibi yapılar sınır komşumuz oluvermişti.

Son gelişmelerle birlikte güney sınırımızın büyük bir bölümünde hakimiyet artık PYD/PKK ’nın eline geçmiş bulunuyor. PYD Eş Başkanı Salih Müslim gelişmeler ile ilgili verdiği mülakatta şöyle diyor: ‘’YPG ile ABD’nin başını çektiği koalisyon güçleri arasında iyi bir uyum vardı. Operasyonu beraber yürüttüler” (Meryem Yıldırım, 17.06.15)

Peki ABD ile PYD ’nin ortak operasyonu ne ifade ediyor?

Türkiye’nin sınırının non-governence örgütlerce çevrelenişindeki çeşitlilik giderek PYD-PKK çizgisine bırakılmış oldu. Bunu Türkiye’nin Suriye’deki etkinliğinden rahatsız olan çevrelerin bir karşılık verme harekatı olarak da değerlendirebiliriz.

Ve bölgedeki ciddi nüfus hareketliliği… Akçakale’den bir hafta içinde binlerce insan Türkiye sınırına geçti. Arap ve Türkmenlere yönelik etnik temizlik iddiaları da basına yansıdı.

‘’PKK kaynakları, Suriye-Türkiye sınırı boyunca kontrolü ele geçirmelerinin nedenini açık etmekte bir sakınca görmüyorlar. Son gelişmelerin, Türkiye-Suriye sınırı boyunca yerleşik Arap ve Türkmenleri köy ve kasabalarından sürerek “Arap Kemeri”ni parçaladıklarını yazıp çiziyorlar. ‘’ (Nihat Ali Özcan, 16.06.15)

Amerikalıların PYD ile birlikte yaptıkları operasyonlar, bölgede başından beri tampon bölgenin kurulması çağrısında bulunan Türkiye’ye karşı tutum içinde olan kesimlerin bir Türkiye karşıtı bölge inşa ettikleri algısı yaratabilir.

Halk hareketleri başladığından bu yana halkını şiddet kullanarak bastırmaya çalışan Esed yönetiminin en önemli destekçisi şüphesiz Rusya oldu. Rusya’nın bu tavrını konu eden bir çok makale yazıldı. Tarsus’taki askeri üssü ve askeri çıkarları, tarihten bu yana Akdeniz’de olma isteği, Esed ailesiyle yakın ilişkiler vs. Bazı analistlere göre ise Rusya’nın bu tavrının altında Rus gazına alternatif olarak Katar gazının Suriye-Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılması, alternatif güzergah oluşturması ve enerji dengeleri yatıyor. Tüm bu durumlardan dolayı Suriye’deki 350.000 insanın ölümünü hassas enerji dengeleriyle ilişkilendiren enerji uzmanları mevcut.

Hal böyle iken sınırımızda son bir haftadır gelişen durum daha da fazla önem arz etmeye başlıyor. Akıllarda ABD’nin öncülük ettiği koalisyon ile PYD’nin birlikte gerçekleştidiği operasyonların nihai hedefi Kuzey Irak petrollerine yeni bir alternatif hat inşası mı? sorusu beliriyor.

‘’Genelkurmay Başkanlığı ve MİT’in katıldığı üst düzey toplantılarda yapılan değerlendirmeye göre bu stratejinin 2 ayağı var. PYD, kantonları birleştirerek Akdeniz’e ulaşmaya ve ileride kuracağı “tampon devletin” altyapısını oluşturmaya çalışıyor. PYD’ye bu konuda destek verenlerin amacı ise Barzani’nin Kuzey Irak’ta ürettiği ve Türkiye üzerinden geçirmek için Ankara ile anlaştığı Kürt petrolüne Türkiye dışı bir güzergâh oluşturmak. ‘’ (Yahya Bostan, 15.06.15)

FullSizeRender (2)
Türkiye’nin sınır ötesi yardımlarını teröristleri desteklemek diye lanse edenleri ne ülke ne de bu bölge haklarının affetmeyeceğinin de altını çizmekte fayda görüyorum.Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi enerji rakamlarına bakacak olursak, ‘’Bir damla petrol, bir damla kandan daha değerlidir.’’ sözüyle cisimleşmiş bir dünya tasavvurunun Suriye ve dahası tüm bölgede insan canından muteber saydıkları uğruna daha çok kan dökeceklerini kestirmek hiç de zor değil. Bu zulüm ne Avrupa’nın ne Amerika’nın ne de Rusya’nın umurunda… Bu ateş sınırda yaşayan ve akrabaları sınırın öte tarafında kimyasal silahlar, SCUD füzeleri, bombalar altında can veren Antepli, Urfalı, Hataylı, Mardinli kardeşlerimizin yanı sıra tüm ülkemizin bağrını yakıyor.

 

Kaynakça
Bostan, Y. (2015, Haziran 17). Sabah Gazetesi.
Özcan, N. A. (2015, Haziran 16). Milliyet Gazetesi.
Tepeli, S. (2015, Haziran 14). Gazete Habertürk.
Yıldırım, M. (2015, Haziran 17). İleri Haber.

 

Senyerli

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir